ŞİİRDİR GÖZYAŞI
  Dostluk Hikayeleri
 
SÖZ DERİZ
SÖZLE DÜŞÜNÜR
SÖZLE SÖYLERİZ
SÖZDÜR BİZİM SİLAHIMIZ
SÖZLE DOST ANAR
SÖZLE KIRARIZ
BİR SÖZLE UNUTULUR GİDER
BİR SÖZLE EBEDİ KALIRIZ.......
 
 
Kırmızı Araba
Arkadaşım Gayle dört yıldan bu yana kansere karşı yaşam mücadelesi veriyordu.

Diğer arkadaşlarımla birlikte onu ziyarete gittiğim bir gün çocukluk düşlerimizden söz ediyorduk. Gayle başını pencereye doğru çevirdi. Gözleri çok uzaklarda, sesi sitem dolu
“Ben, kumandalı, kırmızı bir oyuncak arabamın olmasını isterdim hep, ama doğum günümde ne istediğimi söylersem; dileğimin gerçekleşmeyeceği korkusuyla hiç kimseye söyleyememiştim bunu. Bu nedenle de asla radyolu, kırmızı bir oyuncak arabam olmadı.” dedi.

Gayle’i ziyaretimden bir kaç gün sonraydı. Çok sevdiğim dondurmayı almak için sırada beklerken birden dondurmacının vitrinindeki kırmızı oyuncak arabayı gördüm.

Yanına da bir not iliştirilmişti:
"Dondurmanızı alırken vereceğimiz kuponu doldurmayı unutmayın, belki de çekiliş sonunda bu kumandalı araba sizin olabilir."

Hemen Gayle’in sözleri geldi aklıma. Bir kaç hafta boyunca sürekli dondurma alıp, verdikleri kuponları doldurdum. Hiç bir çekilişte de kazanamadım. Bu kırmızı arabayı mutlaka Gayle’e almalıydım.

Dördüncü haftanın sonunda artık çekilişte kazanmaktan ümidimi yitirmiştim.

Dükkan sahibi ile konuşarak bana bu arabalardan bir tanesini satmalarını rica ettim.

Dükkan sahibi dört haftadır hergün dondurma alıp, kuponları doldurduktan sonra büyük bir heyecanla çekiliş sonuçlarına baktığımın gözünden kaçmadığını söyledi.

Ardından da gözlerimin içine bakarak:
"Söyler misiniz, neden bu kadar çok istiyorsunuz bu arabayı ?" diye sordu.

Gözlerimden süzülen yaşlara aldırmadan ona arkadaşımdan söz ettim. Çok etkilenmişti.
"İstediğiniz oyuncak arabayı verdiğiniz adrese göndereceğim" dedi.
Yazdığım çeki masanın üstüne bırakarak , büyük bir mutlulukla evime geldim.

Ertesi günü Gayle’i ziyarete gittiğimde gözleri ışı ışıldı. Elindeki kırmızı oyuncak arabayı göstererek küçük bir çocuk heyecanıyla:
"Bak" dedi. "Bunca yıl bekledim ama nihayet dileğim gerçekleşti, hem de tam istediğim gibi !"

Ertesi günü postacı bir zarf uzattı elime. Açıp okumaya başladım:
"Sevgili Bonnie, annem ve babam da kanserdi ve ikisinide, altı ay gibi kısa bir sürede kaybettim. İkisi içinde çok çabaladım ama doğrusu dostlarımın sevgisi ve cömertliği olmasaydı hiç bir şey yapamazdım. Gerçek dostlarım olduğu için kendimi hep şanslı hissettim. Gayle’de senin gibi bir dostu olduğu için çok şanslı. En iyi dileklerimle. Norma"

Dondurma dükkanının sahibiydi mektubu yazan. Benim masasına bıraktığım çek de zarfın içindeydi.
 
Yazar : Bonita L. ANTICOLA
 
 
 
DOSTUM
 
Derdini dinleyecek bir dosta bir an bile ihtiyacın olursa, olacaksa eğer...

Yüzünde parıldayan gözyaşlaşını silecek, kurutacak birini, yakınında istiyorsan eğer...

Herkesten sakladığın sırların varsa ve onları paylaşacak birini istiyorsan eğer...

Sıkıntılarından kurtulmak için, bir dost elini, desteğini arıyorsan eğer...

Zor gününü sana geçirtecek cıvıl cıvıl bir ses istiyorsan eğer...

Sana çok önem veren ve seni çok düşünen birini istiyorsan eğer...

Umutlarını paylaşan, tasalarını yumuşatmaya çalışan birini özlüyorsan eğer...

Sana saygı duyan biriyle beraber olup, kendini bulacaksan; ben, benim diyeceksen eğer...

Ve etrafında olup bitenlerden nasıl etkilendiğini anlayacak birine ihtiyacın varsa...
Buradayım.
Burada olacağım...
 
 
Adına Dost Derler
 
     Hani vardır ya her yerde, hissetmek istersin onun varlığını. Hani hep yanıbaşınızdaymış sanırsınız, ismini söylersiniz dalgınlıkla, her an berabersinizdir. Yanında olduğunu unutuverirsin bir andan sonra, sonra üzüldüğünde o sımsıcacık kollarını açar sana, sarılır ağlarsın omzunda doya doya... Senin sorununu kendi sorunu gibi benimser, bir kolun bir bacağın olur adeta.. Ayrılmak istesen de koparıp atamazsın. Bir türlü sevindiğinde ise senden fazla mutluluk duyar. O senin için farklıdır bütün insanlardan, tabii sen de onun için. Aranızdaki sevginin bitmesine izin vermezsiniz, kimse bozamaz aranızı, kimse araya girmeye dahi cesaret edemez. Ne zaman yardıma ne zaman insana ne zaman dosta ihtiyacınız olsa hep yanınızda bulursunuz, kendini adeta sizin için ayarlamıştır. Beraber gülüp beraber ağlarsınız, daima olumlu özellikler verirsiniz birbirinize. O sana gülmeyi öğretir sen ona kahkaha atmayı,O sana emeklemeyi öğretir, sen ona yürümeyi.. O sana okumayı öğretir, sen ona yazmayı ve bu böyle sürüp gider....
İşte bunun adına DOST derler...
Hayatta hiçbir şeyiniz olmasın ama hep bir dostunuz olsun..
Dostlarınızın Kıymetini Bilin...
 
 
Cennet
     Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar.. Adam çok susamıştı.. Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın..
Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:
"Afedersiniz... burası neresi?"
Kadın ona gülümsedi:
"Burasi Cennet, efendim"
Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi
"Peki bana biraz su verebilir misiniz, gerçekten çok susadım.."
Kadın cevap verdi:
"Tabii efendim, içeri girin... İçerde dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz..."
Böylece adam köpeğine döndü,
"Hadi oğlum içeri giriyoruz" diyerek kapıya yürüdü...
Ama kadın onu birden durdurdu:
"Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez... Hayvanları içeri almıyoruz..."
Bunun üzerine adam bir an durdu.. Düşündü.. Ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular...
Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı... Adam sordu:
"Afedersiniz... Bana biraz su verebilir misiniz?"
Dede "İçeri gel" dedi..
"Kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir ceşme var..."
Adam sordu:
"Peki arkadaşım da benimle gelip ordan içebilir mi?"
Dede "Tabii..." dedi.. "çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın..."
Bunun üzerine adam kapıdan girdi... Biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. Adam çeşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler... Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
"Su için çok teşekkür ederim... Peki burası neresi..?"
Dede "Burası cennet" dedi..
Bunu duyan adam şaşırdı:
"Ama nasıl olur..? Az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler..."
Dede "Şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?" dedi... "ama orası Cehennem.."
Adam iyice şaşırmıştı:
"Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..??"
Dede gülümsedi:
"Kızmıyoruz... Çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet'ten uzak tutuyorlar...."
 
Dost Biriktirmek
     Dostluk nedir?
Herhalde bir gösteriş, birine, aynı cinse, kadınsan erkeğe, erkeksen kadına karşı kendini beğendirme çabası, bir moda, bir gelgeç ruh hali değil... Sempati.. İlgi.. Bağlılık.. Yüceltme.. Taçlandırma... Sorumluluk duyma.. Yürekten algılama. Bakışlarla anlaşma. Ses tonuyla destek verme. Kesintisiz ilişki..
Kayıp olmaz, yitmez. Yoktan var olmaz bir duygu. Bunların hepsi biraraya gelip, zaman içinde gıdım gıdım birikerek dostluğun çimentosunu oluşturuyor. Gazetelerde okuyoruz. TV'lerde seyrediyoruz. Sağda, solda konuşmalarda adı geçiyor: Güzel yemek yeme dostu.. Edebiyat dostu. Türk Sanat Müziği dostu. Çocukların dostu.. Halkın dostu.. Dostluklar nasıl oluşuyor Unuttuk.. Bu hızlı kent hayat,ı dostluk duygusunu, aklımızdan aldı.. Yüreğimizden çaldı.
Nasrettin Hoca bir Cuma günü camide cemaate namaz kıldırmak üzere ezan okunsun diye bekliyormuş. Bir adam gelmiş. "Hocam" demiş! "Eşeğimi yitirdim..." Hoca da adama; "Şu namazı kıldıralım, senin eşeğin çaresine bakarız" demiş. Hoca namazı kıldırmış, vaazını vermiş ve cemaate dönmüş: "İçinizde hiçbir dostuyla bir bardak çay içip saatlerce konuşmamış, dostuyla sekiz saatlik yürüyüşe çıkıp hiç konuşmadığı halde sıkılmadan yürüyüşünü tamamlamamış ve komşunun kızına kem gözle baktı diye dost bildiği arkadaşını arkadaşlıktan silmiş biri var mı?" diye sormuş. Arka sıralarda saf tutmus, sümsük tipli biri parmağını kaldırıp,"Ben varım Hocam." demiş. Hoca eşeğini yitiren adama dönmüş, "Al bu adamı git, bundan büyük eşek olur mu? Yitirdiğin eşeğin yerine kullanırsın" demiş.
Dostun yoksa... Eşekten farkın ne? Olumsuz düşünür Sokrates'e öğrencileri sormuş: Dostluk nedir? Sokrates de onlara şu yanıtı vermiş; "Çocukluğumdan beri arzuladığım bir şey vardır. Kimi insan atları olsun ister... Kimi insan köpekleri. Kimisi altını, kimisi de şanı, şerefi; bense bir dostum olsun isterim..."
İnsan biriktiren yaratık... Şan, şöhret biriktiriyor... Süper zenginse boğazda villa biriktiriyor. Tablo biriktiriyor. Repoda para kasalarda naftalin kokulu döviz, antika biriktiriyor. Gençse plak, kaset, cd biriktiriyor. Yorgun bir ihtiyarsa namaz niyaz biriktiriyor. Bazıları da Kuledibi'nde Çukurcuma'ya, Üsküdar'da Eskiciler Çarşısı'na, Unkapanı'nda Horhor'a gidip; antika lambalar, cam şişeler, eski koltuklar, tesbihler, tombaklar biriktiriyor. Alimse kitap biriktiriyor. Cahilse kin biriktiriyor. Dost biriktirmeyi içimizde kaç kişi deniyor? Evet, kabul ediyorum , insan birçok kişiyle beraber mükemmel dost olamaz, tıpkı aynı zamanda birçok kişiye aşık olamayacağı gibi... Fakat cinnete düştük. Dost biriktirmeyi unuttuk. İyi halt ettik.

SEVGİLİ DOSTLARIM:
NAZİK OLMAK İÇİN,
BİR GÜLÜMSEME BEKLEMEYİN.

SEVMEK İÇİN SEVİLMEYİ BEKLEMEYİN.

BİR ARKADAŞIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,
YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYİN.

ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK İÇİN,
EN İYİ İŞİ BEKLEMEYİN.

ÖĞÜTLERİ HATIRLAMAK İÇİN,
DÜŞMEYİ BEKLEMEYİN.

DUA'YA İNANMAK İÇİN,
ACILARI BEKLEMEYİN.

YARDIM EDEBİLMEK İÇİN,
ZAMANINIZ OLMASINI BEKLEMEYİN.

ÖZÜR DİLEMEK İÇİN,
DİĞERİNİN ACI ÇEKMESİNİ BEKLEMEYİN.

NE DE BARIŞMAK İÇİN, AYRILIĞI BEKLEMEYİN,

ÇÜNKÜ NE KADAR ZAMANINIZ VAR BİLMİYORSUNUZ...
 
 
DOST DEDİĞİN

"Dost dediğin kötülükleri gecenin karanlığı gibi örter.Yalansız,dolansız,beklentisiz ilişkilerin olduğunu düşünmek ütopya. Sevgi ve dostluk çıkmaz sokağın adı. En çok incitilen,kırılan kişiler ilişkilerinde derinlik arayanlardır. Saflıklarının,temizliklerinin karşılığında ihanetler, aldatılmışlık bulunanlar. Gerçekten insanın sadık dostu kara toprak mı acaba?

Cinnet geçiren toplumda dostluk aramak beyhude. Sosyal yaşamın tüm kirliliği,sahtelikleri,kahpelikleri insan ilişkilerinin temelini oluşturuyor. Bu temeller üzerine kurulan dostlukların ne derece sağlam olacağını varın siz düşünün. Dostlukta diğer kutsal kavramlar gibi içi boşaltılmış sırıtarak yüzümüze bakıyor. Yüzme bilmeyen bir adamın derin sularda çırpınışı neye yarar ki? Ne zaman duygularımızı yaşamaya çalışsak her zaman birileri bizden önce davranıp ortaya çıkıyor. Kendi duygularını, problemlerini bize yaşatıp kendisi rahatlıyor. Peki ya biz?Biz ne zaman kime duygularımızı ihale edip rahatlayacağız?Ne zaman ve nerede olduğunun hiç önemi yok.

Fakat hangi istasyona gitsem tren kalktı diyorlar. Ve ben hiç bir trene binemiyorum. Acaba bu benim kendi yazdığım senaryomuydu? Ama ben bu senaryoya kendimden çok inanıyorum. Peki içimizde durmadan büyüyüp gelişen ve tüm benliğimizi kaplayan sıkıntı ve acı neyin nesi? Sokakta rastladığım her garibanın,her yoksulun yüzü annem oluveriyor birdenbire. Benden ne istiyorlar?Benim sormam gereken soruları onlar annem adına bana neden soruyorlar?Yaşadığı yılgın hayatın sorumlusu ve hatta o yılgın hayatına son veren lanet hastalığın sebebi demi benim?Yine kendi duygularımı yaşayamadan başka duygular hakim oldu benliğime. Annem olan yüzler neden annelik görevlerini yerine getirip korumuyorlar beni bu onursuz dünyanın kötülüklerinden?İçi boşaltılmış dünya da halen dostluk denen güler yüzlü bir varlığın yaşadığını neden kimse görmüyor?

Ve neden kimse sahiplenmiyor bu varlığa. Yoksa gerçek bunlardan ötede mi?Veya gerçek yok mu?Ya hep ya hiçlerle bu dünyanın finalini oynamak oldukça zor. Koyver gitsin;herkes kendi dünyasında kendi sahteleşmişlikleriyle, aldatılmışlıklarıyla, ağlatılmışlıklarıyla uğraşsın. Annelerin çocuklarına ihanet ettikleri bir dünyadan daha fazla ne beklenebilirki.Oysaki dostluğun istediği sadece samimiyetle bakan bir çift gözden başka bir şey değilki.Madde ve mananın birleştiği tek yer değilmidir dostluk.
Dostluk ve dostlarınız adına neler yaptığınızı ve neler yapabileceğinizi bir düşünün. Herkesin kendisine en yakın hissettiği kişiler vardır. Benim en sadık dostum sigara oda vücuduma ihanet ediyor.

 
Dostluk
 
     Serüvendir yaşamak; ne getirir, ne götürür belli olmaz, bir gün ağlar, bir gün gülersin.

En umutsuz anında; yaşlar süzülürken yanaklarından, birden donuverir hatırladığında.. Işığın olur, karanlıkları delersin.. Ya da katılırken kahkahalarla, yüzünde açan gülleri göstermek istediğin.. Belki yanı başında belki çok uzaklarda, ama bir yürek atışı kadar yakındır sana..

Kasvetli bir sabaha merhaba dediğinde gülerek, ya da düz yolda tökezlediğinde, ellerini avuçlarında hissedersin..

Çoğu zaman yalnızsındır kalabalıklarda, sahte gülücüklere sahte gülücüklerle karşılık verirsin..

İlişkiler vıcık vıcık; menfaat, ihanet, riya vardır hep etrafında.. Tiksinirsin..

Hani bazen manasızdır yaşamak. Ot gibiyim der dalar gidersin.. Bir film şeridi gibi geçerken yaşadıkların, Bir iki kareye takılır gözlerin.. O karelerden sevgi akar damarlarına.. Birden canlanır, dirilir, güçlenirsin.. Dört elle sarılırsın sonra hayata.. Meydan okursun, kafa tutarsın.. Dünyayı sırtlayıp gidesin gelir.. Ben de buradayım dersin..

Bir kucak açarsın, kolların dünyayı sarar.. Bir gülümser, içinde çiçekler açar, yüreğinde mevsim ilkbahar olur..

Yanında yüksek sesle düşünür, en mahrem sırlarına ortak edersin.. Kimi zaman kalbini kırdığın, kimi zaman gönlünü aldığın olur.. Almadan veren, çağırmadan gelen, vedasız gidendir..

Gün olur araya yollar, yıllar.. Ama hep taze sımsıcaktır anılar.. Hatırlayınca gülümsersin..

Korkmazsın... Buz üzerine yazılı değildir yitip gitmez.. Onunla alıp verdiklerin..

Bilirsin..

O benim "CAN DOSTUM" dersin..
Rüzgar ve Güneş
 
Güneş ve Rüzgar, hangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışırlar. Ve rüzgar

"Sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım "der.

"Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun hani su üstünde palto olan. Bahse girerim o paltoyu üstünden senden çok daha çabuk sokup alabilirim."

Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye başlar. Ancak rüzgar şiddetini ne kadar artırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarınır. Sonunda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından çıkarak yaşlı adama sıcacık gülümser. Bunu gören yaşlı adamın yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir. Ve paltosunu çıkarır.

İddiayı kazanan güneş rüzgara
"DOSTLUK VE NAZİKLİK HER ZAMAN HAŞİNLİK VE ZORBALIKTAN DAHA GÜÇLÜDÜR.." der.
 
Bir Dost
 
Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...

"Nereden çıktın bu saatte" dememeli.. Bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında, gözünün diline bilmeli.. Dinlemeli sormadan.. Söylemeden anlamalı...

Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında..

Sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin... İhtiyaç duyduğunda gidip, müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.. Kucaklamalı seni güvenli kolları dalları betken başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...

En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açık gösterebilmelisin.. Gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...

Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlamayacağını bilmeli.. Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli... Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli.. Ve sen öyle güvenmelisin ki ona; övdüğünde de, sövdüğünde de, bunun iyilikten olduğunu bilmelisin...

Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi..

Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş.. Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.. Ve ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş...

Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış, iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...

"Parkurun bütün zorluklarına rağmen, dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız" diyebilmeli...

Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız, kısa ama ümit varı bir yazıya, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp, birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:

"Bunu da aşacağız!
İmza: BİR DOST!..."
 
Yazar : Can DÜNDAR
 
DOSTUM İÇİN

Gerard ve Richard çok iyi dostlardı.Kardeş gibi adeta.Okula birlikte gider gelirler,her yerde birlikte bulunurlardı.Birbirlerini çok seviyorlar,dostluklarının hiç bitmeyeceğini söylüyorlardı.
Bir gün,okul dönüşünde, Gerard yolda çok sevimli,yavru bir köpek gördü. Köpek,Gerard’a o kadar sevimli geldi ki,kendini köpeğin yanına gitmek zorunda hissetti.Ve çevresine hiç bakmadan yolun ortasına koşmaya başladı.O anda karşıdan gelen arabayı göremedi.Arabayı fark eden Richard ,Gerard’ı kurtarmak düşüncesiyle yola fırladı.Gerard’ı kurtaran Richard,kendisini kurtaramadı ve arabanın altında kaldı.Arabanın dostuna ,kardeşine çarptığını gören Gerard,daha fazla dayanamadı ve yere yığıldı.
Gerard gözlerini hastanede açtı.Annesi ve Richard’ın annesi ağlıyorlardı.Aklına ilk gelen Richard oldu.Onun öldüğünü ve onu öldüren arabanın kaçtığını öğrenince kendisine hakim olamadı.Bağıra bağıra, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.Doktorlar Geard’a sakinleştirici iğne yapmak zorunda kaldılar.
Gerard o olaydan yıllar sonra kendini zar zor toparlayabildi.Kalbinde Richard’ın açtığı yara hala kanıyordu.Onun mezarını her gün ziyaret ediyor ve şu sözleri söylüyordu:
-İnan bana ben de yapardım.Dostum için ben de yapardım.Dostum için…

 
 
  Bugün 2 ziyaretçi (15 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
En güzel şiirde nefret yoktur,kavga yoktur,kin yoktur;sadece sevgi vardır.